Restaurant etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Restaurant etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2014 Perşembe

Greece / Yunanistan

Veee yeni postumuz Yunanistan:) Bu yaz özellikle Bodrum'a da yakınlığıyla bir çok Türk turistin akınına uğradı Yunan Adaları. Ben de o turistlerden biriydim:) Öncelikle gezmek için yanlış mevsimi seçmiş olduğumu söylemeliyim. Ağustos başında oradaydım ve inanılmaz bir sıcak vardı. Öncelikli amacım gezmek olduğu için sıcak buna bir hayli engel oldu. Tatilimi Bodrum'da başlatarak sonrasında feribotla yunan adalarına geçiş yaptım. Tahmininizin aksine Mykonos'a gitmedim:) Uğrak yerim Rodos ve Kos adalarıydı. Sanırım Rodos Adası, Kos'a oranla daha çok ilgimi çekti. Burada bir çok hediyelik eşya bulmak mümkün. Özellikle Yunanlar zeytinyağlarına çok güveniyorlar. Şunu da belirtmeliyim ki gerçekten çok lezzetli bir mutfağa sahipler. Özellikle balık severler için güzel bir deneyim olacaktır Yunanistan. Örneğin, bir restoranda kalamar ve ahtapotun tadına bakmıştım ve kesinlikle farklı bir pişirme tarzları var. Eğer yolunuz düşerse tecrübe etmenizi isterim. Bir diğer lezzet de meyveli yoğurt. Burada adım başı meyveli yoğurt satan dükkanlara rastlamak mümkün. Daha tatlı tercih edenler için üzerine bal dökmek de seçenekler arasında. Gitmişken kesinlikle tadına bakmanızı öneririm. 





Kos adasında araba kiralamamanın pişmanlığını yaşadığımız için bir sonraki adresimiz yani Rodos'ta ilk işimiz araba kiralamak oldu. İlginç olansa arabayla işiniz bittiğinde tekrar aracı kiraladığınız yere götürmenize gerek kalmıyor. Aracı nereye bırakacağımızı sorduğumuzda görevli limanın orada herhangi bir yere bırakabileceğimizi anahtarı da paspasın altına atmamızı söyledi ve ardından ekledi "Burası güvenli bir yer. Burada kimse aracınızı çalmaya yeltenmez." Biraz şaşkınlığın ardından kale surlarından giriş yaptık. Gezebileceğiniz tüm mekanlar kalenin içerisinde yer alıyor. 



Ayrıca burada bir çok sahile de rastlamak mümkün. Denizinin de çok güzel olduğunu söylemeliyim. 


Ve son olarak şunu da eklemeliyim orada konuştuğum Yunanlılar inanılmaz dost canlısıydı. Türkiye'den geldiğimizi öğrenince muhakkak birkaç Türkçe kelime söyleyerek muhabbete başlıyorlardı. En çok da İstanbul'u anlat anlat bitiremiyorlardı. Ön yargılı olmamak gerektiğine inanıyorum. Eğer yaz tatili yapmaksa amacınız tabiki de yaz sezonunu tercih etmelisiniz. Fakat daha kültürel bir gezi amaçladıysanız bahar aylarında gitmeniz çok daha doğru olur. Her yaz aynı yerlere gitmekten sıkılmış turistler için iyi bir seçenek gibi gözüküyor Yunan Adaları.

~Dila~

27 Ekim 2014 Pazartesi

Romeo & Julietta

Merhabalar, bugünkü postumuz efsanevi bir aşkla ilgili:) Romeo ve Juliet'in aşkını bilmeyenimiz yoktur sanırım. İtalya'nın Verona şehri de bu aşkı kullanmayı iyi biliyor. Verona'ya uğradığınızda Romeo'nun Juliet'e serenat yaptığı iddia edilen o meşhur avlunun methini duyacaksınız. Burası da uğradığıma hiç pişman olmadığım mekanlar arasında. Avluya girmeden önce koridoru andıran bir yerden geçmeniz gerekiyor. Çift taraflı olarak bu koridorun duvarları dünyanın her yerinden gelen turistlerin aşk dilekleriyle dolu. Yeni bir aşk dileyenler ya da aşkını haykırmak isteyenler küçük bir kağıda dileklerini yazarak bu duvarlara yapıştırıyorlar.


Avluya çıktığınızda karşınızda bir heykel göreceksiniz. Eğer bu heykelin sağ göğsünü tutup
dilek tutarsanız dileğinizin gerçekleşeceğine inanılıyor. Birçok turist dilek dilemek için bu heykelin başında sıraya giriyor. Ayrıca girişte sol tarafta Romeo Juliet mağazasını göreceksiniz. İçeride Romeo & Juliet baskılı bir çok hediyelik eşya bulmak mümkün. 


Biz de son olarak kalemimizi, kağıdımızı alarak dileğimizi diledikten sonra bu masalsı, aşk kokulu mekandan ayrılıyoruz:)

                                                          ~Dila~

22 Ekim 2014 Çarşamba

Lake Hallstat, Austria

Bugünkü paylaşımımız 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine giren Hallstatt gölüyle ilgili:) Muhteşem bir doğaya sahip bu küçük yerleşkede sadece tek bir yol olmakla birlikte araç trafiğine neredeyse hiç izin verilmiyor. Yol boyunca sağlı sollu birçok hediyelik eşyacı ve restorana rastlamak mümkün. Büyüleyici bir atmosfere sahip olan bu göl Dünya Mirası listesine girmeyi fazlasıyla hak ediyor:)

This is Hallstat calling.. This post is about the Hallstat Lake which is protected by UNESCO since 1997. This village has an amazing nature and you can see almost no traffic :) It is possible to see a lot of souvenir shop while you are walking around. This place has a magnificent atmosphere.



Yol boyunca ilerledikten sonra bu meydana geliyorsunuz. Muhteşem mimarilere sahip birçok ev ve otel görmek mümkün. Her evin balkonunda güzel renkli çiçeklere rastlıyorsunuz. Dünyanın her yerinden turistler bu dünya mirasını görebilmek adına bu küçük köye akın ediyorlar. 

After walking through the way, you will find and reach this beautiful square. It is possible to see a lot of houses and hotels that has amazing architecture. Every house has colorful flowers in their balcony and this creates an amazing wiev. Not surprisingly, every year a lot of tourist come to here to  live this beautiful moments.



Dünyanın en eski tuz madenine sahip olan bu köyde birçok mağazada paketli tuzlara rastlamak mümkün. Hatta güzel paketlenmiş tuzlar hediyelik eşya olarak da satılmakta. Genelde orta boyda bir kutu tuzun fiyatı 15-20 euro arasında değişmekte. Sevdiklerine hediye götürmek isteyen turistler için güzel bir seçenek gibi gözüküyor:)

This small village has the oldest saline and as a present,buying these salts with colorful packing is the best idea for your family and friends. The prices are between 15-20 Euros.



Ve köyün sevimli hediyelik eşya dükkanlarından biri:) Masalsı bir atmosferi olan bu dükkanda çok güzel hediyelik eşyalar bulmak mümkün. Daha çok noel temalı ürünlere rastlamış olmamın gittiğim dönemle ilgisi olduğunu düşünüyorum. Fakat süsleme adına çok başarılı olduklarını söylemeliyim. Buradaki dükkanlara girip harcama yapmamak pek mümkün değil açıkçası:)

Another souvenir shop which is very cute. You can find a lot of presents in this fabulous shop. Thanks to the term that I was in there, the theme was Christmas in this shop. It is not possible to being here with buying nothing. :)






Ve son olarak bütün köyü turlayıp alışverişimizi yaptıktan sonra dinlenme vakti:) Bu güzel restoran gölün kenarında olup mükemmel bir atmosfere sahip.Burada tercihen balık ya da şinitzel yenebilir. İkisini de denemiş biri olarak tavsiye edebilirim:) Ayrıca bu köy birasıyla da ünlü. İçecek olarak birayı tercih edenler oraya kadar gitmişken denemeliler kesinlikle:) 

And finally, after walking all day, time to rest. This beautiful place is near the lake and you can prefer to eat fish and schnitzel. Both were good :) Besides, this village is famous with its bear. You should try it!


 ~Dila~